Bu yazıda bir korku filmi inceleyeceğiz, filmimizin adı Insidious. Paranormal Activity ve Saw serilerinin yapımcılarından izlediğimiz bu film bize değişik bir korku yaşatıyor. Devam filmi olan Insidious: Chapter Two çekilmiş, 3. devam filmi de çekiliyor ve 2015 gibi vizyona girmesi bekleniyor. Bu filme bazı eleştirilerimiz olacak ancak devam filmini mutlaka izlemelisiniz. İlk olarak filmin gerilim dolu fragmanını izleyerek başlayalım yazımıza:
Gerim Gerim Gerilmek
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki film boyunca hep gergin duruyorsunuz ekran başında. Ve ne yazık ki bu gerginlik film bitince de geçmiyor. Kişiden kişiye değişmekle birlikte haftalarca etkisinden çıkamayan insanlar biliyorum :) Tabii bunda filmin konusunun ve kurgusunun çok büyük etkileri var ancak ben bu etki konusunda filmin oyuncularına değinmek istiyorum. Barbara Hershey zaten Black Swan'den hatırladığımız ve benim gerilim filmlerine çok yakıştırdığım bir hanımefendi.Aynı şekilde Lin Shaye ve Rose Byrne da bizlere gerilimi çok iyi yansıttılar. Küçük çocuk oyuncuların hepsinin aşırı tatlı olduğunu söylemeliyim. Sanırım korku ve gerilim filminde böyle bir tezat oluşturarak başarı elde etmek istemişler - ki başarmışlar da-. Ancak evin babası Patrick Wilson bu role o kadar uymuş ki, keşke bundan sonra hep korku filmlerinde rol alsa diye düşünmedim değil. Bir insanın bakışlarından bile gerilim akabilir mi? Cevap filmde gizli sevgili sinemasever, izlediğinde anlayacaksın! :)
Yine Klasik Bir Korku Filmi Mi?
Hayır! Ve uyarmak isterim yazının bundan sonraki kısmı fazlaca spoiler içerecektir!
Insidious için klasik bir korku filmi dersek sinema tarihine hakaret etmiş oluruz. Çünkü daha önce hiç işlenmemiş bir konu: Astral Seyahat işlenmiş bu filmde. Zaten yapımcılar daha önce bu konu nasıl olur da işlenmez diye hayrete düşmüşler. Özellikle metafiziğe ilgisi/bilgisi olanlar bu filmi izlerken kendilerini daha garip hissedeceklerdir.
Astral seyahatten kısaca bahsedecek olursak, en kaba haliyle insanın bilinçli rüya görüp kendi vücudunu terketmesidir. Böylelikle rüya esnasında vücudundan ayrılarak ruhuyla etrafta gezinebilir ve uyandığında bu deneyimini hatırlayabilir. Ancak bunun tehlikeli olduğu söylenir (henüz denemedim :) ) çünkü eğer ruhunuzla bedeniniz arasındaki mesafe açılırsa bir daha vücudunuzu bulamayabilir ve geri dönemeyebilirsiniz.
Filmin konusu bilmediği bir yeteneği sayesinde her gece astral seyahate çıkan bir çocuğun bedeninden uzaklaşması ve artık geri gelmemesi. Çocuğun vücudu yine yaşamaktadır ancak içinde ruhu yoktur. Modern tıp bunu koma durumu olarak açıklar ancak anne buna inanmamaktadır. Tabii inanmamasına asıl sebep olan şey evde yaşadığı bazı esrarengiz olaylardır. Yavaş yavaş parçalar birleşir ve gerçeği çocuğun anne ve babası da anlamaya başlar.
Keşke Olmasaydı
Ah o şeytan keşke olmasaydı bu filmde. Keşke olsaydı da göstermeseydiniz bizlere. Şeytanı görene kadar gerçekten korkmuş ve gerilmişken, onu gördüm ve kahkaha attım. Hem görünüşü oldukça eğlenceliydi hem de nedense şeytan karakterinde gereksiz bir neşe verilmişti. Belki de bu film hakkında aklımda kalan tek büyük negatif bu detaydı. Arada gülmek istediğim zaman bu şeytanın fotoğrafını açıp gülüyorum. Hayır abartmıyorum ve sağ tarafa resmini koyuyorum. Karar sizin sevgili sinemaseverler :)Sonuç
Bu filmi mutlaka izleyin. Yalnız olmanızı tavsiye etmem. Ancak filmi sulandıracak zevzek bir arkadaşınız da olmasın. Bu filmi gerçekten izlemek isteyen arkadaşlarınızla izleyin. Ve ışıkları mutlaka söndürün. Sonrasında uyuyabiliyorsanız şanslı insanlardansınız demektir :)
Ve çok sevdiğim arkadaşım Anıl'ın bu filmle ilgili yorumuyla bitiriyorum yazıyı: "Korkunun ecele faydası yoktur!"


