20 Temmuz 2014 Pazar

Gravity - Yerçekimi (2013)

Gravity – Yerçekimi (2013)

Merhabalar,

Bu yazımızda 2014 Oscar ödüllerine belki de damgasını vuran Gravity filminden bahsedeceğiz :) İlk çıktığında hepimiz klasik uzay maceralarından oluşan fakat senaryosuyla farklılık gösteren bir film olduğunu düşünmüştük. Bu yüzden kendi adıma önyargılı izlediğimi söyleyebilirim. 

İzledikten sonra farkettik ki klasik uzay maceralarından eser yok. Oldukça gerçekçi, uzaydaki fizik kuralları alt üst edilmeden oluşturulmuş. Film, bir astronotun 2050 veya 2100 yılında değil, 2013 yılında başına gelebileceklerden bahsediyor. Bu yanıyla, belki de hep merak ettiğimiz ama hiçbir zaman tam olarak anlayamadığımız, uzayda yaşam ile ilgili gerçekçi bir anlatım sunuyor.


Konu

Filmdeki ana ve film boyunca belki de izlediğimiz tek karakterin yani Dr. Ryan Stone (Sandra Bullock) ilk uzay görevidir ve  buradaki uzay istasyonunda görev başındayken, bir diğer astronot olan Matt Kowalsky (George Clooney) ile bir uydunun parçalanması sonucu beklenmedik bir durumla karşılaşırlar ve bulundukları istasyondan kopup uzay boşluğunda kalırlar. Bu sırada kendi mekikleri de parçalandığı için bir başka istasyona gitmeye çalışırlar. 



Filmin tam da bu kısımlarında uzay boşluğundaki çaresizliği ve hiçliği görebiliyoruz. Filmdeki ses efektleri havasız ortama en uygun şekilde gerçekleştirilmiş. Yani neredeyse yok :) Örneğin çarpışmanın olduğu sırada sadece etrafa saçılan parçalar ve Ryan Stone’ un savrulmasını görebiliyoruz. Bu şekilde çarpışmanın etkisini anlayabiliyoruz. Ayrıca çıkan sesler sadece titreşimler ile oluşturulmuş ve böylece uzay ortamı en gerçekçi şekilde izleyiciye aktarılmış. Filmdeki fiziksel detaylar çok güzel işlenmiş. 

Yaşama Tutunma

Karakterlerimiz kendilerini uzay boşluğundan kurtarmaya çalışırken, doğal olarak oksijen seviyeleri de azalıyor. Bu aşamada Sandra Bullock’un oksijen seviyesi fazlasıyla azalmışken, her şeye rağmen yaşamak için çaba göstermesi ve bir şekilde istasyona girmesi izleyiciye fazlasıyla gerilim ve heyecan veriyor. Beni en çok etkileyen sahnelerden birisi, istasyona girip nefes almaya başladığı sırada, anne karnındaki bebeğin yani yeniden doğumun tasvir edilişi. Bu sahneyi kaçırdıysanız tekrar bakmanızı tavsiye ederim. Film aynı zamanda yaşamın bir insan için ne kadar vazgeçilmez olabileceğini de konu alıyor.

Son olarak karakterimiz bir şekilde kurtuluyor ve Dünya’ya ayak basıyor. Bu sırada izleyenlerde bile bir rahatlama hissi oluşuyor. Herhalde bu filmden sonra uzaya gitmeyi isteyenler bu isteklerini tekrar gözden geçirmişlerdirJ Karakterimizin kurtulup kurtulamayacağı konusu da filmin sonuna kadar bir muamma. Bu da gerekli gerilimi ve heyecanı vermeye yetiyor.

Sonuç

Klasik bir uzay filminden bekleyeceğiniz aksiyonu veya dinamikliği bulamayacağınız doğru. Şunu söyleyebiliriz ki sadece uzayda hatta uzay boşluğunda geçen bir senaryo için çekilebilecek en iyi film. Görsel efektler ise üst seviyede. İzlemeden geçmeyin ;)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder