Gravity – Yerçekimi (2013)
Merhabalar,
Bu yazımızda 2014 Oscar
ödüllerine belki de damgasını vuran Gravity filminden bahsedeceğiz :) İlk çıktığında hepimiz
klasik uzay maceralarından oluşan fakat senaryosuyla farklılık gösteren bir film
olduğunu düşünmüştük. Bu yüzden kendi adıma önyargılı izlediğimi
söyleyebilirim.
İzledikten sonra farkettik ki klasik uzay maceralarından eser
yok. Oldukça gerçekçi, uzaydaki fizik kuralları alt üst edilmeden oluşturulmuş.
Film, bir astronotun 2050 veya 2100 yılında değil, 2013 yılında başına
gelebileceklerden bahsediyor. Bu yanıyla, belki de hep merak ettiğimiz ama
hiçbir zaman tam olarak anlayamadığımız, uzayda yaşam ile ilgili gerçekçi bir
anlatım sunuyor.
Konu
Filmdeki
ana ve film boyunca belki de izlediğimiz tek karakterin yani Dr. Ryan Stone (Sandra
Bullock) ilk uzay görevidir ve buradaki
uzay istasyonunda görev başındayken, bir diğer astronot olan Matt Kowalsky (George
Clooney) ile bir uydunun parçalanması sonucu beklenmedik bir durumla
karşılaşırlar ve bulundukları istasyondan kopup uzay boşluğunda kalırlar. Bu
sırada kendi mekikleri de parçalandığı için bir başka istasyona gitmeye
çalışırlar.
Filmin tam da bu kısımlarında
uzay boşluğundaki çaresizliği ve hiçliği görebiliyoruz. Filmdeki ses efektleri
havasız ortama en uygun şekilde gerçekleştirilmiş. Yani neredeyse yok :) Örneğin çarpışmanın olduğu
sırada sadece etrafa saçılan parçalar ve Ryan Stone’ un savrulmasını
görebiliyoruz. Bu şekilde çarpışmanın etkisini anlayabiliyoruz. Ayrıca çıkan sesler
sadece titreşimler ile oluşturulmuş ve böylece uzay ortamı en gerçekçi şekilde
izleyiciye aktarılmış. Filmdeki fiziksel detaylar çok güzel işlenmiş.
Yaşama Tutunma
Karakterlerimiz kendilerini uzay
boşluğundan kurtarmaya çalışırken, doğal olarak oksijen seviyeleri de azalıyor.
Bu aşamada Sandra Bullock’un oksijen seviyesi fazlasıyla azalmışken, her şeye
rağmen yaşamak için çaba göstermesi ve bir şekilde istasyona girmesi izleyiciye
fazlasıyla gerilim ve heyecan veriyor. Beni en çok etkileyen sahnelerden
birisi, istasyona girip nefes almaya başladığı sırada, anne karnındaki bebeğin
yani yeniden doğumun tasvir edilişi. Bu sahneyi kaçırdıysanız tekrar bakmanızı
tavsiye ederim. Film aynı zamanda yaşamın bir insan için ne kadar vazgeçilmez
olabileceğini de konu alıyor.
Son olarak karakterimiz bir
şekilde kurtuluyor ve Dünya’ya ayak basıyor. Bu sırada izleyenlerde bile bir
rahatlama hissi oluşuyor. Herhalde bu filmden sonra uzaya gitmeyi isteyenler bu
isteklerini tekrar gözden geçirmişlerdirJ
Karakterimizin kurtulup kurtulamayacağı konusu da filmin sonuna kadar bir
muamma. Bu da gerekli gerilimi ve heyecanı vermeye yetiyor.
Sonuç
Klasik bir uzay filminden
bekleyeceğiniz aksiyonu veya dinamikliği bulamayacağınız doğru. Şunu
söyleyebiliriz ki sadece uzayda hatta uzay boşluğunda geçen bir senaryo için
çekilebilecek en iyi film. Görsel efektler ise üst seviyede. İzlemeden geçmeyin ;)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder